Kolay
Ameliyat
Büyük bir hastahane de 5 meşhur cerrah oturmuş hangi meslekten olan
insanları ameliyat etmenin kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış.
İlk cerrah;
"Ben" demiş "Muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi
severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur"
İkincisi;
"Doğru ama" demiş "Elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha
kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir" Üçüncü cerrah;
"Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her sey alfabetik
sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur" Dördüncüsü;
"İnsaatçıların ameliyatı da pek kolay olur" demiş.
"Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler
kalmasına alışıktırlar" Sonuncu cerrah;
"Arkadaşlar" demiş "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz.
Onları kalbi, yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle.
Üstelik kafaları ile popoları birbirlerinin yerine takılabilinir"
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Tamamen Duygusal
Bülent Dede bak memurlara...
"-Neyine bakacam be?... Herşeye çare buldular, şu başbakanlığın
basılmasına bir çare bulamadılar... Ayıptır be..."
-Açıııızzz...
"-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu
cebine..."
-!...
"-Bülent Ecevit 1997... Hıııhh... 70 yaşında, gencecik bir
delikanlıyım... Herkes perişan... Başbakan yapmak istiyorlar... Beni
tercih ettiler... Neden ben dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen
kaygısal..."
-Hop... Hop... Hooop...
"-Zıplama kız Mesut gibi... Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo
deden?..."
-Tamamen kaygısal...
-Necmettin Dede bak savcılara...
"-Neyine bakacam be... Herşeye çare buldular, şu siyaset yolunu açmaya
bir çare bulamadılar... Ayıptır be..."
-Aiihmmm...
"-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu
cebine..."
-!...
"-Necmettin Erbakan 1997... Hıııhh... 28 Şubat'tan yeni çıkmışım...
Herkes karşımda... Hapse atmak istiyorlar... Altınoluk'u tercih
ettim... Neden Altınoluk dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen
yargısal..."
-Hop... Hop... Hooop...
"-Zıplama kız gardiyan gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo
deden?..."
-Tamamen yargısal...
-Süleyman Dede bak gazetecilere...
"-Neyine bakacam be... Binanaleyh uzaya bile muhabir gönderdiler, şu
sokağa bir canlı yayın aracı koymadılar... Ayıptır be..."
-Babaaaa...
"-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu
cebine..."
-!...
"-Süleyman Demirel 2000... Hıııhh... Köşk'ü yeni bırakmışım... Görev
süremi uzatmak istiyorlar... Ben Güniz Sokağı tercih ettim... Neden
Güniz Sokak dersen, 5 artı 5 nedeniyle... Tamamen rakamsal..."
-Hop... Hop... Hooop...
"-Zıplama kız Cavit gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo
deden?..."
-Tamamen rakamsal...
-Rıza Dede bak liderlere...
"-Neyine bakacam be... Herşeye çare buldular, şu liderlerin halka
ettiğine bir çare bulamadılar... Ayıptır be..."
-Gaaaak...
"-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak domates var orda domates...
At onu da çantaya..."
-!...
"-Vatandaş Rıza 2001... Hıııhh... İşten yeni atılmışım... Bir lokma
yiyecek yok... Zıvanadan çıkarmak istiyorlar... Ben çöpten yiyecek
toplamayı tercih ettim... Neden çöp dersen, özel bir neden yok...
Tamamen toplumsal..."
-!...
"-Zıplama kız döviz gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo
deden?..."
-Tamamen toplumsal...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mantıklı Karar
Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle,
abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce
hikayeden biri de şöyle rivayet edilir. Bir TV kanalında bir PKK
itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: 'Anlat bakalım,
yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?' İtirafçı başlar
anlatmaya: ' Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur.
Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki
anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek,su
vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim,
olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek
su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok...
Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir
bize yardım edeceksin, ekmek, su... Demişim yok... Babayı da
vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım, yoksa
karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar.....
Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı
çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki
bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen...Ben demişim, size yardım
yok,siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz
düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim... İşte
böyledir....
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sana koysunlar!
Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında
fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta
ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:
"Hımmm!... Çok güzelmiş, ne kattın buna?"
Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış:
"Sana koydum efendim!"
Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam
etmiş:
"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar!..."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bağdat mı?
Clinton bir gün Bağtada gider, Saddam'ın karşısına oturur. Bir bakar
ki Saddamın koltuğunda 2 tane düğme var ve bunlar ne diye sorar;
SADDAM: Bak göstereyim birincisine basmış alttan bir el cıkmış
clintonu gıdıklamaya baslamıs saddam güler ikinci dugmeye basmıs bir
el cıkıp clintona vurmaya baslamıs saddam kahkahalara boğulmus. Peki
demis clinton haftayada bizim oraya amerikaya bekleriz. Bu kez Saddam
amerikaya gider. Clintonun masasında 2 dügme. Saddam sormuş bunlar ne
ise yarar
Clinton: Kak göstereyim der düğmenin birine basar clinton baslar
gülmeye saddam saskın ne oldu diye... Clinton ikinci düğmeyede basar
clinton gülmekten ölecek durumdadır. Biraz sonra saddam musade ister
derki:
Ben artık bağdata geri döneyim clinton: Bağdat ? ne Bağdatı ??
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Suikastçiler
Yeltsin içkiden ölmüş. Yöneticiler kara kara düşünüyorlarmış halka
bunu nasıl açıklarız diye ve çözümü bulmuşlar. Halka Yeltsinin bir
suikasta kurban gittiğini açıklamışlar. suikasçıları da açıklamışlar.
1. Jonny Walker
2. JB
3. Jack Danielson
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Öldükten sonra
Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne "
Çok iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl
biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz
bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz.
Öldüğü zaman öğreniriz."
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Çince
Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un
davetlisi olarak Beyaz sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi
sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum
ve ilginç bir rüya gördüm. Yaa ne gördünüz? Beyaz sarayda komünist
bayrağının dalgalandığını gördüm. Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık
vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti. Sabah olunca
Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu.Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya
gördüm. Ne gördünüz? Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu.
Brejnev pek memnun olmuştu.Ford devam etti: Ama bayrakta acaip yazılar
vardı. Ne yazıyordu ne yazıyordu? Vallahi okuyamadım zira yazılar
Çince idi
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sayın Başkan
Bütün bebekler aynı sayıda hücreden oluşurlar. Embriyodaki hücreler 9
ay boyunca gelişerek çeşitli organları oluştururlar. Sorun erkek
bebeklerin oluşmasında çıkar.. Hücre sayısı aynı olduğuna göre, o önde
sallanan alet nasıl oluşacak. Bilim adamları araştırma yapmışlar ve
erkek üreme organını oluşturan hücrelerin nerden geldiğini bulmuşlar..
Beyinden.. Yani erkeğin beyin hücrelerinden bir bölümü asağılara göç
edip, erkek cinsel organını oluşturuyorlar. Boylece kız çocuklar erkek
çocuklardan daha akıllı uslu oluyorlar. Çocuklar ergenlik çağına
gelince sorun daha da büyüyor. Çocuk büyüdükçe sadece beyinleri
arasındaki fark büyümüyor, düşünme merkezleri de değisiyor. Kadın başı
ile düşünürken, erkek düşüceleri bir ölçüde, aşağılara göç etmiş eski
beyin hücrelerinde oluşuyor. Tabii sorunun büyüklüğü erkekten erkeğe
değişiyor. Bazı erkeklerde aşağı göç eden beyin hücresi sayısı az.
Bunlar hemen tüm mental kapasiteye sahip ama, cinsellik açısından çok
sıkıcı adamlar oluyorlar. Bunlara tıp dilinde "Cumhuriyetçi" deniyor..
Bazılarında daha çok beyin hücresi aşağı iniyor.. Tip dilindeki
isimleri, "Demokratlar!.." Çok ender olarak hemen tüm beyin hücreleri
aşağı göç etmiş erkekler var. Bunlara da "Sayın Başkan" diyoruz!..
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Uyanık Eco
Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar
bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor
sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse
yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan
bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar
veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca
konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana
çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı
kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit
sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit
diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı
göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum
bakın sezerin cebinden çıkıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Akıllı Eşek
Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni
döndüren bir eşek görmüş.
Yanındaki köylüye sormuş;
Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum.
Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola
sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Devlet Sırrı
İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet
edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan
Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit
geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay"
kitabı ve gözlerini kapattı.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar
benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden
yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye
düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin
arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale
edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler
dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar
verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve
haykırdı :
- İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin
şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu
işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa
vurmak yirmi sene.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Klasik ve Karizmatik
Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında
kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş...türk siyaseti ve
siyasetçileri hakkında..
telefonda sormuş
- eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok
klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara
neler yapıyorlar diye
bizimkisi cevaplamış
- ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım
değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri ise
klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de ona
"baba" diyoruz artık ...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Demi Moore'ın cezası
Masal bu ya, Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak
çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla
geçireceksin demişler. O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken
ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore'la beraber değil mi?. Çok
sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş.
Şeytanda ' Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit'e gelince o da
Demi Moore'ın cezası
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sana
Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında
fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk ve muhalif bir
fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve
sormuş:
"Hımmm!... Çok güzelmiş, ne kattın buna?"
Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: "Sana koydum efendim!"
Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve:
"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar."
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Aptal milletvekili
Birgün bir amerikalı milletvekilini bir odaya almışlar ve sormuşlar:
'-karınmı yoksa devletinmi.'
amerikalı düşünmeden cevaplamış:
'-devletim.'
ordakiler:
'-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.'
adam sıkılmış terlemiş ve sonunda dayanamıyarak:
'-yapamayacağım.' demiş.
daha sonra bir türk milletvekilini
aynı odaya almışlar.aynı soruyu sormuşlar:
'-karınmı yoksa milletinmi?'.
millet vekili hiç düşünmeden:
'-devletim' demiş
'-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.'
odadan önce bir silah sesi sonra bir cam sesi gelmiş.çıkınca
sormuşlar:
'-ne oldu.'
'-sizin verdiğiniz silah kurusıkı çıktı bende karıyı camdan aşağı
attım.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mezar Soyguncusu
Köyün birinde bir mezar soyguncusu varmış. cenaze gömüldükten bir gün
sonra mezara bir gidilirmişki, mezar soyulmuş, bütün ziynet eşyaları
çalınmış. köylü bu mezar soyguncusunu blirmiş bilmesinede bir türlü
yakalayamazmış. gel zaman git zaman bu böyle sürüp giderken mezar
soyguncusu ölüm döşeğine düşmüş ve oğlunu çağırarak; -Bak oğlum. Ben
bu güne kadar sizin rızkınızı mezar soyarak çıkardım. Şimdi ölüp
gidiyorum. Arkamdan tüm köylü bayram yapacak.Bir kişi bile 'Allah
rahmet eylesin' demeyecek. 'ohbe öldü de kurtulduk' diyecekler, diye
itirafta bulunmuş. Bu olay oğlanın çok gücüne gitmiş. Babasına;
-Baba sana söz veriyorum herkes arkandan rahmet okuyacak demiş.
Ve derken mezarcı ölmüş. Bütün köylü bayramda. Birkaç gün sonra köyde
gene bir cenaze. Ama köylünün içi rahat. Cenaze tüm ziynetiyle beraber
gömülmüş. Bir gün sonra mezarlığa gidildiğinde odane!
Mezar gene soyulmuş ve eskisinden farklı olarak cenazenin kıçına koca
bir kazık çakılmış. Köylüler bunu görünce;
-Yahu Allah Rahmet eylesin A.. efendide mezar soyardı ama hiç olmadık
kazık çakmazdı. demişler
ŞİMDİKİ SİYASETÇİLERE DUYURULUR!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Romeo & Juliet
Yıldırım Akbulut bir gün AKM Opera gişesine gider ve eğilip
'hanımefendi 2 bilet rica ediyorum' der, gişedeki kadın gayri ihtiyari
sorar 'Romeo ve Juliet için mi efendim?'.
Akbulut sinirlenip 'hayır, tabii ki karım ve benim için!'.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dönmeler
Bir gün yıldırım akbulut yolda iki otostopçu dönmeyi arabasına almış.
Bir süre gittikten sonra dönmelerden biri,
-Biz dönmeyiz demiş,
Akbulut da,
-Bu kadar yol geldikten sonra dönülmez zaten. demiş....
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yüzme bilmiyor
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Ne
yapsa makbule geçmiyor, basin hergün kendisiyle ugrasiyordu. Nihayet :
-Öyle bir sey yapayim ki, gazeteciler mat olsun, diye düsündü ve ilan
etti :
-Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek.
Pazar sabahi saat 10'da tüm basin mensuplari toplandilar orada.Bakan
geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye basladi. Karsi
kiyiya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehsetle açilmisti.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su baslik okundu :
-Bakan yüzme bilmiyor!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
En iyi vali
Adamin biri Erzurum'a vali tayin edilmis. Gitmis, görevi devralmis.
Halki ve çevreyi tanimak için çiktigi gezilerin birinde köy halkina
sormus : -Simdiye kadar Erzurum'a tayin edilmis valiler içinde size en
çok hizmet eden hangisiydi?
Köylünün biri cevap vermis :
-Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Pasa.
-Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yapti?
-Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ege bir göl mü?
Sayin Cumhurbaskanimiz Suleyman Demirel'in sair bir tarihte
duzenledigi bir basin toplantisindan aynen aktariyorum,
-Ege bir yunan golü deeldir.
-Ege bir Turk golü de deeldir.
-Binanaleyhh Ege bir gol deeldir..
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Asker
Temel bir gün her işe karışan Cemal'e patlar;
-Ula uşağum sen asker misun da her işe purnuni sokaysun?
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Elektrikler kesik
Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili'deki darbenin hemen sonrasında
ülke hapishanelerini incelemek için Şili'ye gitmiş. Herhangi bir
hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak
etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez
çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş.
Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı
yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu
konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı
yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi
'efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu
için şimdilik mumla idare ediyoruz' demiş.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
HAZIR KIRAT
Süleyman Demirel Güniz sokaktaki evinden cikip kapinin önünde bagli
hazir duran kiratina binerek Anadolu'da dolasmaya baslar. Demirel - Bi
Islamköy vardi ya, Isparta'da ....ben dogdum... Bi soru vardi ya, ben
demagoji yaptim... Bi kösk vardi ya, yukarlarda... ben indim...Ilksan
paralari sorun olmus, ne var ki? Verdimse ben verdim. Ombudsman deme,
diilim...Cumbaba deme, diilim..Ben özgürüm, sadece üzgünüm. Hazir ol
kirat.. Binaleyh yeni maceralar bizi bekliyor deeh...Kiraaat. Ben
özgürüm. Dis ses - Kahramanimiz siyasetle bir daha nerede karsilasacak
bilin,sponsor olun. Bakanligi kapin.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Enflasyon
Bir gün Cumhurbaşkanı çocuk parkından geçerken çocuğun birinin
uçurtmasını indirmeye çalıştığını ama bir türlü indiremediğini görmüş
ve yardım etmek istemiş. Çocuğa:
-'Ben sana yardım ediyim demiş.' çocuk ise şöyle demiş:
-'Sen onu indiremezsin amca, çünkü üzerinde enflasyon yazıyor.' demiş.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Devlet Sırrı
İçip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta 'öküz başbakan öküz başbakan'
diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam
mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının
nedenini sormuş:
-Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler.
-Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Başım belada
Siyasal gerginliğin dşında iki toplumun insanlarının arasındaki
sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de,
bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş...
Kapıdan girer girmez:
'Anne!' diye seslenmiş, 'ben Alman oldum!'
Annesi:'O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama...'
'Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım
artık...
'Annesi 'sus' bakayım diye tiz perdeden bağırırken,babası da içerden
duyup kosmuş. Bir tokat, bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği
dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını
sürdürüyormuş:
'Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle
başım derde girdi!...'
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Başkanlar
ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Türkiye
Başbakanı Bülent Ecevit, bir gün, bir toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce
Clinton'a sormuşlar:
"ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para
veriyorsunuz?" Cevap vermiş Clinton:
"Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin doları ile geçinirler... Geri
kalan bin doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!"
Gazeteci, aynı soruyu Blair'e de sormuş... O da cevap vermiş: "Ben,
memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli.
Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç
ilgilendirmez!"
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteci, bu defa da Ecevit'e sormuş
aynı soruyu:
"Türkiye'de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile
geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?"
Ecevit ne dese beğenirsiniz?
"Valla, Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon
lira lâzım. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150
milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!"
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dünya Türklerin Olacak
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün, en son
teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili
verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?"
Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş.
Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti
sonucu ilan etmiş. "Türkiye"
Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı
soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu
yazıcıya göndermiş. "Türkiye"
Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına "niye?" diye sormak gelmiş.
Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?"
Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. "Herkes bir gün
uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak"
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kıyamet
Tanri sonunda kiyameti koparmaya karar vermis.Ama gene de kullarimi
haberdar edeyim demis..Bu amacla dunyanin en unlu 3 sahsiyetini
cagirmis.Bill Clinton, Yeltsin ve Bill Gates. Onlara
"Kullarima soyleyin haberdar olsunlar da yureklerine mureklerine
inmesin" demis..
Clinton Aksam TV'de aciklama yapmis:
Sevgili Amerikalilar , size bir iyi bir de kotu haberim var.
-Iyi haber biz hakliyiz.Tanri var.Kotu haber .Yarin kiyamet kopacak.
Yeltsin gene TV'de konusmus.
Sevgili Rus halki.Size iki kotu haberim var.
-Malesef Tanri varmis. Yarin kiyamet kopacakmis.
Bill Gates ise herkese mail atmis:
Sevgili dostlar size iki iyi haberim var:
-Dunyanin en populer 3 adami arasina girdim. Year 2000 problemi diye
bir sorunumuz artik kalmadi.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Düşünce suçu
Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon
seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş.Bir gün
adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş...
Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya
başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S.
Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev
darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse
diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi
gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine
slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi
papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta
atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.
Papağanın kafasıda atmış, tavuklara dönüp şöyle demiş...
-Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce
suçundan yatıyorum...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İki ihtimal
2. Dunya Savasinda 2 yahudi Almanlara esir olmustur.Bunlardan biri
digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya
" 2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler
sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna diziliriz ya da gaz
odasinda olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok, gaz odasina
gidersek
2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit. Sabun yaparlarsa
sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada
tuvalet kagidi. Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak
iste o zaman boku yedik".
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Devletin ayak bastığı yer
Vali köylerden birisine gezmeye gitmis.Köye valinin geldigini duyan
Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH
ÇEKTIKTEN SONRA sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla
eve götürür.Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya
çikalim der valiyi dama çikarir baslar dolastirmaya vali merakla sorar
beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin Valim der köylü devletin ayak
bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yagmurda akiyor
bundansonra insallah akmayacak der!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mumya
Bir gun Misir'da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu
ogrenilmek icin Amerika, Ingiltere ve Turkiye'den uzmanlar istenir.
Tabii ki Turkiye'den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar
baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine
aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa
olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye'den giden emniyet
gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede, aradan 10
gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve
merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427
derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler.
Bizimkiler gayet ciddi,
- "Biraz zor oldu amma, sonunda dili cozuldu keratanın ..
|